Sosyal Medyanın Gürültüsünde Bir Sessizlik Çağrısı

Güneş Altunkaş’ın yeni romanı Yedi Günlük Sessizlik, dijital çağın görünürlük takıntısını, aile içi suskunlukları ve kayıp duygusunu çarpıcı bir hikâye üzerinden sorguluyor.

Sosyal Medyanın Gürültüsünde Bir Sessizlik Çağrısı

Destek Yayınları etiketiyle okurla buluşan Yedi Günlük Sessizlik, hızın, paylaşmanın ve sürekli çevrimiçi olmanın kutsandığı bir dünyada, sessizliğin ne anlama geldiğini yeniden düşünmeye davet ediyor. Roman, annesini kaybettikten sonra babasının hoyratlığı ve dijital dünyanın yapay gürültüsü arasında sıkışıp kalan Cem’in hikâyesi etrafında şekilleniyor. İşitme ve konuşma engelli bir annenin sessiz ama derin varlığıyla büyüyen Cem, gerçek bağların görüntülerden ve beğenilerden ibaret olmadığını bilen nadir karakterlerden biri olarak karşımıza çıkıyor. Sosyal medyada milyonlara ulaşan “başarı” hikâyeleriyle çevrili bir gençlik grubunun içinde, bilinçli biçimde çevrimdışı kalmayı seçmesi, romanın temel çatışma alanını oluşturuyor.

Yedi Günlük Sessizlik, yalnızca bireysel bir büyüme hikâyesi değil; aynı zamanda aile içi şiddetin, ihmalin ve suskunluğun farklı biçimlerine de dikkat çeken güçlü bir toplumsal anlatı. Roman, bir haftalığına dijital dünyadan uzaklaşmayı kabul eden gençlerin deneyimi üzerinden, “birlikte ama yalnız” olma hâlini ve gerçek temasın giderek nasıl yitirildiğini sorguluyor. Güneş Altunkaş, yalın ama yoğun diliyle; yas, aşk, vicdan ve farkındalık temalarını bir araya getirirken, okuru rahatsız eden ama tam da bu yüzden gerekli bir soru bırakıyor:Her şey bu kadar renkliyse, neden kimse mutlu değil?

Modern yaşamın hızına, ekran bağımlılığına ve görünürlük baskısına karşı edebi bir duruş sergileyen Yedi Günlük Sessizlik, özellikle genç yetişkin edebiyatı ve çağdaş Türk romanı okurları için dikkat çekici bir yapıt olarak öne çıkıyor.

Önceki Haber Sonraki Haber

Yorum yok